Yeni Metin Belgesi

 

Hava durumunu ruh hallerini ifade etmek için kullanan insanlardan size de gına gelmedi mi? Ne zaman hava bulutlu olsa, iki damla yağmur yağsa hemen birisi çıkıp “Hava bugün ruh halimi yansıtıyor.” der. İyi de, bize ne? Sana ruh halini kim sordu ki? Ayrıca dikkat edin, bu kişiler nedense güneşli günlerde kendilerini iyi hissetseler bile havanın ruh hallerini gösterdiğini söylemezler. Güneşli bir günde “Hava ruh halimi yansıtıyor, bugün çok mutluyum!” diyen birini duyamazsınız. Fakat ne zaman hava kapansa, ruh hallerini paylaşacakları tutar. Ayrıca kapalı havanın herkes için aynı şeyi ifade ettiği ne malum? Benim en sevdiğim havalar kapalı, bulutlu, sağanak yağışlıdır. Dolayısıyla birisi bana böyle bir havanın ruh halini yansıttığını söylerse, onun dünyanın en mutlu insanı olduğunu düşünebilirim. Ruh halinizi ifade etmek için başka yollar bulun. Örneğin sıfat ve zarfları kullanabilirsiniz. Daha da iyisi: Ruh halinizi ifade etmeyin. Zira kimsenin umurunda değil.

 

Cesaret nedir? Bunun pek çok farklı tanımı yapılabilir. Risk alabilmek, fedakarlık yapabilmek…Neden olmasın? Korkularınızı onların üzerine giderek yenmeye çalışmak, yenilgiden korkmamak…Belki…Bana göre ise cesaret, tanımadığınız insanların yanında -özellikle de aralarında karşı cinsten birileri varsa- size fırlatılan bir şeyi tek elle tutmaya çalışmaktır. Eğer bunu göze alabiliyorsanız, ileride çok büyük işler de başarabilirsiniz demektir. Tabii bunu göze alıp size fırlatılan nesneyi tutamıyorsanız, ileride çok büyük işler başarmayı da aklınızdan çıkarsanız iyi olur. Kendisine yumuşakça atılan bir kumandayı yakalayamayan bir adam ne başarabilir ki?

 

Bir soru ama iyi düşünün: Dün bir bugün ikiyse, yarın üç mü olur dört mü?

 

 

 

Ölmüş olan ünlülerin ölüm yıl dönümlerinde hatırlanmalarını ve şarkılarının ya da diğer işlerinin paylaşılmasını bazen samimiyetsiz, genellikle de gereksiz buluyorum. Bakın bugün bu öldü aklınızda bulunsun, yarın kaldığımız yerden devam ederiz der gibi. Şarkıyı paylaşacaksanız, gerçekten canınız dinlemek/dinletmek istediğinde paylaşın. Ölüm yıl dönümlerinde paylaşmak mecburiyetinde hissediyorsunuz diye değil. Bazı insanların öldükten sonra unutulmamalarının nedeni ölüm yıl dönümlerinde değil, diğer günlerde hatırlanmalarıdır.

 

Tam da “yüreğine sağlık” lafından kurtuluyoruz galiba derken bir de başımıza “yüreğinden öperim” çıktı. İşlerin git gide daha mide bulandırıcı bir hal alıyor olması kesinlikle endişe verici. Zengin dilimizin sunduğu “ellerinden öperim”, “gözlerinden öperim”, “yanaklarından öperim”, “hay ağzını öpeyim” ve benzeri tabirler gerçekten yetmiyor muydu da adamın biri bir gün birisini yüreğinden öpme ihtiyacı duydu? Peki daha sonra neler ile karşılaşacağız? “İliğini emerim”? “Beyinciğini cuklatırım”?

 

Bazı şeyleri abartmamak gerek. Aslında bakarsanız hiçbir şeyi abartmamak gerek. Atalarımıza kulak verin: Zamanında işbirliğinin önemini anlayınca “Bir elin nesi, iki elin sesi var.” demişler. Baktılar işe yarıyor, biraz daha arttırmışlar: “Birlikten kuvvet doğar.” Tabii bir yerden sonra işler çığırından çıkmış ve son nokta şu şekilde koyulmuş: “Nerede çokluk, orada bokluk!”

 

Bir soru daha: “Buz dağının görünen yüzü” ifadesi, balıklar için “Görünen köy kılavuz istemez” gibi bir anlamda kullanılıyor olabilir mi?

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: