Tanıştığımıza memnun olmadım, görüşmeyelim

Yazan: Perşembe, Kasım 20, 2014 2 , , , , Permalink 2

Birini yıllardır, diğerini ise saniyelerdir tanıdığımız insanlara söylediğimiz, genelde bir gülümseme ile birlikte gelen ve her ne kadar samimi görünseler de aslında son derece samimiyetsiz olan iki sözden bahsetmek istiyorum:

Görüşelim.” ve “Tanıştığımıza memnun oldum.

Görüşelim” ile başlayalım. Hepimizin, zamanında belirli koşullar dahilinde sık sık bir araya gelip bolca zaman geçirdiği ve ilerleyen yılların bu koşullar ile birlikte aramızdaki muhabbeti de bir şekilde ortadan kaldırdığı insanlar vardır. Bunlar ortaokul arkadaşlarımız, eski komşularımız ya da herhangi bir çocukluk arkadaşımız olabilir. Eskiden belki samimiydik, belki değildik. Belki severdik, belki sevmezdik ama ortada bir küslük ya da kırgınlık olmasa da kendileriyle artık görüşmüyoruzdur ve bu durumdan şikayetçi de değilizdir.

Derken bir gün bunlardan bir tanesini halka açık bir yerde görürüz. İdeali tabii ki kendisini görmezden gelmek ve olası bir samimiyetsizlik fırtınasının önüne geçebilmektir. Ama görmezden gelebilme eşiğini geçtiysek -yarım saniyeden daha uzun süren bir göz teması- artık yapacak bir şey yoktur ve her medeni insan gibi gidip konuşmak istemediğimiz bir insanla zoraki bir diyaloğa girmemiz gerekiyordur. Bu rahatsızlık verici, yıllar sürüyormuş gibi gelen acınası diyalogda şu kelime muhakkak geçer:

Görüşemiyoruz.

Hayır. Görüşemiyoruz değil, görüşmüyoruz! Görüşmüyoruz işte. Kimse bize birbirimizle görüşmeyi yasaklamadı ki. Ayrıca herkesin herkese ulaşabildiği bir çağdayız. Görüşmek isteyen olsaydı bir hamle yapardı işte. Görüşmüyor olalım yani ne var? Hayat dünyadaki herkesle görüşecek kadar uzun değil ki! Ama olmaz. Kibarlığı gerektiği yerlerden çok gerekmediği yerlerde kullanmaya alışığız. O yüzden “Görüşemiyoruz” diyelim. Tamam. Görüşemiyoruz.

Asıl (traji)komedi diyaloğun sonunda ortaya çıkıyor. Büyük ihtimalle zaten yeteri kadar can sıkıcı olan konuşmayı doğal ve güvenli bir şekilde bitirebilmenin en uygun yolu gibi göründüğünden olsa gerek, diyalog en az kendisi kadar samimiyetsiz olan şu anlaşma ile sonlandırılıyor:

“Görüşelim!”

“Aynen görüşelim ya!”

(Tabii ki görüşülmez.)

Ben ….dayım işte. Geldiğinde ara.

Tamam, her hafta geliyorum işte bir daha geldiğimde haber ederim.

Görüşmeyeceksiniz işte niye bu kadar zorluyorsunuz? Bunlara gerçekten gerek var mı? Bir “Kendine iyi bak” demek çok mu zor?

Gelelim gülerek söylediğimiz bir diğer yalana:

Tanıştığımıza memnun oldum

Yeni tanıştığımız biriyle biraz vakit geçirdikten sonra kendisine bu cümle ile veda etmemiz anlaşılabilir. Ama tanışma anında el sıkışırken böyle söylemek biraz samimiyetten uzak olmuyor mu? Tanımadığımız; düşüncelerinden, alışkanlıklarından, tercihlerinden ve kendisiyle ilgili hemen hemen her şeyden bihaber olduğumuz birinin büyük ihtimalle ertesi gün unutacağımız ismini öğrenmenin nesi memnun edici olabilir ki? Güzel bir film izlemek ya da kitap okumak insanı memnun edebilir. Bir hayalinin gerçekleşmesi de. Belki güzel bir yemek. Ya da güzel bir olaya tanıklık etmek. Ama tanımadığı bir adamın belki de tuvaletten çıkmadan önce yıkamadığı elini sıkmak bir insanı neden memnun etsin ki?

Kısacası, dürüstlükten yanayım. O yüzden size önerim şu: Görüşmek istediğiniz insanlarla görüşün, ve biriyle tanıştığınıza değil, onu tanıdığınıza memnun olun.

 Resim: reynermedia(Ben de siyah-beyaz yaptım.)

2 Comments

Yorumlarınız: