Sorulması gereken bazı sorular

Yazan: Pazartesi, Eylül 1, 2014 0 , , , Permalink 0

Medeni bir toplum olmanın ön koşullarından birinin aşağıdaki soruları cevaplayabilmek olduğunu düşünüyorum, ve blogumu okuyan herkesi bu sorular üzerinde düşünmeye davet ediyorum.

Dördünüz de iyice düşünün. İstediğiniz sorudan başlamakta serbestsiniz.

Kaptana kaptan dediğimiz zaman neden bir sorun olmuyor da, şoföre şoför dediğimiz zaman ayıp oluyor? Hatta o derece ki, otobüs ve dolmuşlarda şoföre şoför denmediği gibi, bir de kaptan deniyor. Neden? O aracı kullanan kişiye kaptan denecekse, şoför kelimesi neden var?

 

Bazı insanların, oğlan çocuklarını pezevenk diyerek sevdiğini duymuşsunuzdur. Sevgi dolu bu kelime genelde “babacan” olduklarını söyleyebileceğimiz amcalar tarafından kullanılır. Peki oğlan çocuklarını pezevenk diyerek sevmek normalse, neden kimse küçük kız çocuklarını da orospu diyerek sevmiyor?

 

Neden kamera şakalarında kurban ne kadar sinirli, gözü dönmüş bir halde olursa olsun, şakayı yapan kişi kendisine kamerayı -ve otuz iki dişini- gösterdiği zaman birden rahatlayıp gülümseyerek el sallamaya başlıyor? “Bakın! Sizi sadece cinnet geçirme noktasına getirmekle yetinmedik, aynı zamanda da binlerce kişiye rezil ettik!” anlamına gelen bir uyarının insanları rahatlatması tuhaf değil mi?

 

Hayatımızın en önemli parçalarından bir tanesinin bilgisayardaki enter tuşu olduğu tartışılmaz bir gerçek. O olmasaydı, birçoğumuz şu an bulunduğumuz yerlerde olamazdık. Peki neden herhangi bir yazı ya da mesaj yazdıktan sonra bu tuşa başını ezmek istediğimiz adi bir yılanmışcasına basıyoruz? Diğer tuşlardaki gibi hafif bir dokunuş yeterli olmuyor mu? Enter‘ın günahı ne? Neden en çok işimize yarayan tuş o olmasına rağmen yine en çok onu cezalandırıyoruz?

 

Adam demek iyi mi yoksa kötü mü? Neden birisine “adamsın” dediğimizde bizden iyisi olmuyor da, aynı kişiye işaret edecekken “şu beyefendi”  yerine “şu adam” dersek kabalaşmış oluyoruz? Ayrıca, en dipteki adam, en aşağılık adam, adamların en aşağısı gibi anlamlara gelebilen -ve gelmesi gereken- adamın dibi terimi neden ısrarla bir iltifat olarak kullanılmaya devam ediyor?

 

Özellikle sosyal medyada, insanlar dış mekanda çekilmiş bir fotoğraf gördükleri zaman neden o fotoğrafın çekildiği yeri bildiklerini gösteren yorumlar yazma ihtiyacı duyuyorlar? Çekilen kişiler zaten biliyor, başkaları da bilmek isteseler sormazlar mı? Haydi tamam çok gezip çok gördüklerini bir şekilde belli etmek istiyorlar diyeyim. Ama çoğu kişi Paris’te bir sokakta çekilmiş bir fotoğrafa bakıp da “Passage du Chantier, değil mi? ;)” demiyor ki zaten. İzmir Kordon’da çekilmiş fotoğrafa bakıp “Alsancak =D” yazıyor. Gerçekten gerek yok diye düşünüyorum.

 

Shawshank Redemption neden dilimize Esaretin Bedeli olarak çevrilmiş? Filmde kimse esaret için bir bedel ödemiyor. Hatta tam tersine, filmde ödenen bir bedel varsa o da özgürlük için ödeniyor. Mutlaka orijinal isimden alakasız bir çeviri yapılacaksa, Özgürlüğün Bedeli daha uygun değil mi?

 

Çoğumuzun bilmediği gibi depresyon/bunalım bir hastalık. Peki neden nezle olan birisine “geçmiş olsun” dediğimiz zaman kibar bir gülümseme eşliğinde gelen bir teşekkür ile karşılaşıyorken, aynı şeyi depresyonda olan birine söylememiz halinde alacağımız tepki çok farklı oluyor?

 

Medeni bir ülke olmak istiyorsak, ilk iş bu soruların cevaplarını derhal bulmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: