Sevgililer Günü üzerine

Sevgililer Günü’nü kutlamayı saçma ve gereksiz buluyorum. Bunun ilk başta pek orijinal bir düşünce gibi durmadığının farkındayım. Hatta son yıllarda sosyal medyada yapılan paylaşımlara bakarsak, bu özel günü eleştirmenin kutlamaktan daha popüler bir hale geldiğini de görebiliriz. Yine de, sık karşılaştığımız bazı eleştirilerin de pek mantıklı olmadığını düşünüyor ve Sevgililer Günü’nü kutlamamak için daha geçerli nedenlere dikkat çekmek istiyorum.

Öncelikle şu “….izm” olayını bir açıklığa kavuşturalım. Her sene 14 Şubat yaklaşırken sosyal medya sitelerinde yapılan paylaşımları dikkatle inceleyen birisi, içinde kapitalizm, emperyalizm, batı, oyun ve para kelimelerinin geçtiği bir Sevgililer Günü eleştiri sloganı yarışması düzenlendiğini düşünebilir. Evet, kapitalizm denen sistemin bir parçası olan bazı kişi ve kurumların Sevgililer Günü’nü fırsat bilip kapitallerini arttırmaya yönelik çalışmalar yaptıkları doğru. Peki bu, Sevgililer Günü’ne özgü bir uygulama mı? Kimseye bir yararı dokunmayacak ürün ve hizmetlerin gösterişli ve samimiyetsiz bir şekilde hayatımıza anlam ve mutluluk katacaklarmış gibi pazarlanması her günün her saati yapılan bir şey değil mi? Eleştirdiğim onlar değil. Kanuna uygun olduğu müddetçe herkes her istediğini istediği gibi pazarlasın, beni ilgilendirmiyor. Fakat reklamlarında gözde dizi oyuncularının boy gösterdiği bol katkı maddeli abur cuburları mideye indirmekte, bazı üstün teknoloji aletlerini kullanmakta ya da fast food restoranlarında iki gr’lık sos için ekstra para ödemekte sakınca görmeyen insanların, Sevgililer Günü karşıtlığını kapitalizm eleştirisi şeklinde yapmalarını mantıklı bulmuyorum. Hadi her şekilde -en azından yapabildikleri kadar- bu sisteme karşı hareket eden insanlar diyelim. Yine de Sevgililer Günü’nü kullanmak isteyen insanların olması o günü kutlamamak için bir neden olamaz. Kimse sizi pahalı hediyeler almaya mecbur tutmuyor ki. Gidip bir yerlerden bir çiçek kopartıp sevdiğiniz insana -ya da sevgilinize- verin. Ya da a-a-b-a uyak düzeni ile dört dizelik bir şiir yazın. Sevdiğiniz insanın -ya da sevgilinizin- adını bir yerlere -tercihen kolay silinebilecek yerlere- yazın. Sevgililer Günü’nü başka insanları zengin etmeden de kutlayabilirsiniz.

Kutlayabilirsiniz tabii. Bana soracak değilsiniz ama yazının girişinde de belirttiğim gibi bu günü kutlamayı gereksiz ve saçma buluyorum. Sevgililer Günü’nü kutlamayı gereksiz ve saçma buluyorum çünkü bu günü kutlamak ortaya şöyle bir tablo çıkartıyor: Sevgiliniz var. Tamam. Sizin için özel bir insan. Tamam. Belki de dünyada en yakın olduğunuz kişi. Tamam. Sonra adamın biri gelip size diyor ki her yıl 14 Şubat siz ve sevgiliniz için özel bir gün olacak ve o gün sevgiliniz ile yılın diğer günlerinden farklı bir şekilde zaman geçirip ilişkinizi kutlayacaksınız. Siz de tamam diyorsunuz. Tamam mı? Peki bu absürt değil mi? Sırf birileri -kimlerse artık- çok uzun yıllar önce böyle uygun gördü diye o gün birden ikiniz için özel mi oluveriyor? Böyle özel bir gün olacaksa da insanların bunu kendilerinin belirlemeleri gerekir. Gerçi bu şekilde bir özel güne sahip olmak da ne kadar mantıklı emin değilim. Önceki gün de sevgiliydiniz, sonraki gün de sevgili olacaksınız. Onlar neden özel değil? Ayrıca tanışma yıl dönümü, çıkmaya başlama yıl dönümü, öpüşme yıl dönümü, el ele tutuşma yıl dönümü ve daha nice yıl dönümü ile ilişkilerin yeteri kadar özel günü yok mu zaten?

Şimdi o zaman Anneler Günü ya da Babalar Günü’nü de kutlamaya gerek yok diyebilirsiniz. Doğru. Bunu bir de gidip anne babanıza söyleyin isterseniz. Ayrıca Anneler Günü ve Babalar Günü’nün, Sevgililer Günü ile bir tutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki bir anne babaya sahip olmak, alternatifi olan bir durum değildir ve anne babalığın -en azından ideal anne babalığın- evrensel tanımlamaları yapılabilir. Peki sevgililik öyle mi? Bir sevgiliniz olmayabilir. Üç sevgiliniz de olabilir. Sevgili arıyor olabilirsiniz. Sizin sevgili tanımınız ve sağlıklı ilişki anlayışınız ile başkalarınınki uyuşmuyor olabilir. Diyeceğim o ki iş sevgili olmaya geldiğinde ortada çok daha kişisel bir durum var ve bu anne-babalık gibi evrensel bir şekilde tanımlanmamalı.

Antik Roma’da 13-15 Şubat tarihlerinde Lupercalia kutlamaları yapılırdı. Söylenenlere göre bu kutlamaların bir parçası olarak erkekler çıplak bedenlerinin üzerine geçirdikleri keçi derileri içinde etrafta koşuşturur ve karşılarına çıkan kadınlara dokunurlarmış. Bu dokunuşun doğurganlığı arttırdığına inananlar varmış. Kimisi bu festivalin Sevgililer Günü’nün öncüsü olduğunu söylüyor. 14 Şubat’ta böyle bir şey yapmaya çalışsam günü hangi karakolda -ya da hastanede- bitiririm bilmiyorum. Ama buralarda kutlanan Sevgililer Günü’nden ilginç olmaz mıydı?

resim: Marina del Castell

2 Comments
  • Lacivert
    Şubat 9, 2015

    Şu ana kadar sevdiğim tek 14 Şubat üretimi, Genç Turkcell’in 14 Kubat isimli videosu

    • Tufan Tepedelen
      Şubat 9, 2015

      Sırf otuzuma geliyorum diye artık genç olmadığımı iddia edip beni üyelikten çıkarttığı için Genç Turkcell’e biraz sinirliyim aslında ama evet, güzelmiş gerçekten de, teşekkürler :D

Yorumlarınız: