Kaç Yaşındasınız?

Yazan: Salı, Mayıs 24, 2016 0 , , Permalink 0

“İdam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar.”

-Attila İlhan

 

“Aslında hepimiz idam mahkumlarıyız.”

-Ben

 

Kaç yaşındasın?

Bilmem…Her sene değişiyor.

-Anonim

 

Dünyanın en zor sorusunu bilmiyorum -benim adayım “Neden?” olurdu- ama en azından sağlıklı insanlar için dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminim. Eğer “İsmin ne?” sorusunun daha kolay olduğunu düşünüyorsanız size bu ülkede ismi Keklik, Abaza, Satılmış hatta Cem olan insanların yaşadığını söyleyecek ve bu konudaki kararınızı tekrar gözden geçirmenizi rica edeceğim. Artık dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminsek, konuya girebiliriz.

Neden birçok insan dünyanın en kolay sorusuna yanlış cevap vermekle kalmayıp, verdikleri yanlış cevabı savunmak adına, sonlandırmak için ilkokul birinci sınıf matematiğinden daha fazlası gerekmeyen anlamsız bir tartışmaya giriyor?

Eşcinsel Evliliği Yapmanız İçin Birkaç Neden

Yazan: Çarşamba, Şubat 24, 2016 0 , , Permalink 9

Eşcinsel evliliği, az kişiyi ilgilendiren ama çok kişinin ilgilendiği bir konu. Böyle olduğu için de sık sık tartışılıyor ve tartışılırken çok sayıda farklı kafa ve ağızdan çok sayıda farklı ses ve gürültü çıkıyor. Kimisi eşcinsel evliliği gibi bir kepazeliğin Türk aile yapısını bozacağını söylüyor. Haklı oldukları söylenebilir. Zira kocasından düzenli aralıklarla dayak yiyen kadın geleneğinin bozulmasının Türk aile yapısına ciddi bir darbe vuracağı kesin. Kimileri -bu grubun çoğunluğu “İnsanlar maymundan geliyorsa şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?” sorusunu soranlar olmalı- o zaman çok eşlilik ve akraba evlilikleri de serbest olsun gibi derin argümanlar ortaya atıyorlar. Tabii bir de çoluğumuzun çocuğumuzun ahlakı bozulursa endişesi içinde olanlar var. En çok da onlara hak veriyorum. Sırf evlenmek başka şartlar altında büyük ahlaksızlık olan cinsel ilişkiyi kabul edilebilir kılıyor diye iki adamın birbiriyle evlenmesi kabul edilebilir mi?

Bunlar ve bunlara benzeyen nedenlerden ötürü, ileride bir gün homoseksüellerin birbirleri ile evlenebilecekleri düşüncesi, bazı insanların korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Tabii bu insanların bağnaz ya da homofobik olduklarını düşündüğümü sanmayın. Olmadıklarını biliyorum. Çoğunun eşcinsel tanıdıkları var. Hatta kiminin eşcinsel arkadaşları bile var. Yine de, bu gibi insanları rahatlatacağını düşündüğüm bir liste hazırladım. Eşcinsel evliliğin iyi yanlarını, hatta onu normal evlilikten daha iyi kılan yanlarını göstererek içlerini rahatlatmayı düşünüyorum. Onlar da ilerde çocuklarının bilgisayarlarını karıştırırken beklemedikleri bir arama geçmişi ya da resim ile karşılaşırlarsa, o kadar da kötü bir durumda olmadıklarını bilecekler.

Eşcinsel evliliği, normal evlilikten daha iyidir. İşte nedenleri:

Yeni Metin Belgesi

 

Hava durumunu ruh hallerini ifade etmek için kullanan insanlardan size de gına gelmedi mi? Ne zaman hava bulutlu olsa, iki damla yağmur yağsa hemen birisi çıkıp “Hava bugün ruh halimi yansıtıyor.” der. İyi de, bize ne? Sana ruh halini kim sordu ki? Ayrıca dikkat edin, bu kişiler nedense güneşli günlerde kendilerini iyi hissetseler bile havanın ruh hallerini gösterdiğini söylemezler. Güneşli bir günde “Hava ruh halimi yansıtıyor, bugün çok mutluyum!” diyen birini duyamazsınız. Fakat ne zaman hava kapansa, ruh hallerini paylaşacakları tutar. Ayrıca kapalı havanın herkes için aynı şeyi ifade ettiği ne malum? Benim en sevdiğim havalar kapalı, bulutlu, sağanak yağışlıdır. Dolayısıyla birisi bana böyle bir havanın ruh halini yansıttığını söylerse, onun dünyanın en mutlu insanı olduğunu düşünebilirim. Ruh halinizi ifade etmek için başka yollar bulun. Örneğin sıfat ve zarfları kullanabilirsiniz. Daha da iyisi: Ruh halinizi ifade etmeyin. Zira kimsenin umurunda değil.

Sevgi sözcükleri

Bu yazının, Jack Nicholson ve Shirley MacLaine’in gözlerimizi farklı sahnelerde farklı şekillerde yaşarttığı 1983 tarihli James L. Brooks filmi hakkında olmasını inanın çok isterdim. Ama söylenmesi gereken önemli şeyler var ve her zaman yaptığım gibi onlara odaklanacağım.

 

İşte soylarının bir an önce tükenmesini dilediğim bazı popüler sevgi sözcükleri, ve gerçek anlamları:

 

“Senin yerin ayrı.”

Bu sözü kime hangi tartışma esnasında söylerseniz söyleyin, ortamın bir nebze de olsa yumuşadığını göreceksiniz:

“Allah belanı versin!”

“Senin de!”

“Bak, senin yerin bende ayrı…”

“Ya ama…”

Eğer bir kişinin yelkenleri suya indirmesi mümkünse, bu söz o etkiyi mutlaka yaratacaktır. Peki senin yerin ayrı demek iyi bir şey olmak zorunda mı? Tabii ki değil. Burada sorulması gereken soru şu: Ayrı olan o “yer” neresi? Loca da bir yerdir, kale arkası da. Babil’in bahçeleri de, Bilecik şehirler arası otobüs terminali de. Birisi sizi ayrı bir yerde tutuyorsa, bu o yerin güzel ya da önemli olduğu manasına gelmek zorunda mı?

 

Başak burcu insanları hakkında…

Yazan: Pazartesi, Eylül 28, 2015 0 , Permalink 1

Her burçtan insan hakkında söylenebilecek birtakım şeyler var. Bu yazıda başak burcu olan insanlar hakkında söylenebileceklerden bahsedeceğim.

Başlayalım.

24 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

25 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

26 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

27 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

28 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

29 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

30 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

31 Ağustosta doğmuş olabilirsiniz.

1 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

2 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

3 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

4 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

5 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

6 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

7 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

8 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

9 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

10 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

11 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

12 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

13 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

14 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

15 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

16 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

17 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

18 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

19 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

20 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

21 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

22 Eylülde doğmuş olabilirsiniz.

Resim: Erich Ferdinand(Ben de siyah-beyaz yaptım.)

Konuşmak bedava

Yazan: Perşembe, Eylül 3, 2015 0 , , , , Permalink 2

konuşmak bedava

yazmak da öyle

geç olur vakit

haydi o halde…

                                                      -anonim

a. Facebook’ta paylaşılan bir ölüm haberini beğenmek tam olarak ne anlama geliyor?

b. Facebook demişken…Sık sık gözlemlediğim bir olay var: Birisi bir şey paylaşıyor. Başka birisi de onu görüp, beğenmeden paylaştıktan sonra o paylaşımı ilk yapan kişi “Paylaşmışsın bari bir beğenseydin!” gibisinden bir şey söylüyor. İyi de…Şarkıyı sen mi besteledin be adam! Ya da resim diyelim, tabloyu sen mi yaptın! Sen paylaşırken Jack Nicholson’dan ya da Bruno Mars’tan izin aldın mı? Bu tepki o kadar benimsenmiş ki bazıları bir şeyi paylaşmadan önce altına bir yorum bırakıp “İzninle paylaşıyorum.” ya da “İzninle çalıyorum.” diyor. Ne için kimden izin istiyorsunuz?

Eğer…

Yazan: Perşembe, Ağustos 13, 2015 0 , , , Permalink 0

İnsan içindeyken birden ter kokuyor olabileceğinizden endişelenip, hızlı bir şekilde anlamak için omzunuzun arkasını kaşır gibi yapıp kimseye çaktırmadan derin bir nefes alıyorsanız, kredi kartınız ile ödeme yaparken kasiyere “şifrenizi şuraya girin” dedirtmeden şifrenizi hızlı bir şekilde girebilmek için hazır bekliyorsanız, dolmuşun en arkasındayken şoföre “müsait bir yerde” demeden önce sesinizi duyuramayıp rezil olma korkusu yaşıyorsanız, çıkarken iyi günler ya da iyi akşamlar dilediğiniz bakkal size karşılık vermediğinde sinirleniyorsanız ve aklınızdan “bende kabahat senin gibi….” gibisinden bir cümle geçiyorsa, para çekmek için bankamatiğe gittiğinizde önünüzdeki adam/kadın -ama genelde yaşlı birisi- bir hesaba yatırmak üzere cüzdanından para çıkartıp düzeltmeye başladığında ömrünüzden yıllar geçiyormuş gibi hissediyorsanız, kalabalık bir ortamda muhabbet esnasında bir dizi kahkahayla karşılanacağından emin olduğunuz, kitaplara geçmeye layık son derece zekice bir espri yaparken diliniz üst üste iki kere sürçüp sizi kıpkırmızı bırakıyorsa ve yine de gülen insanların esprinin gerçek potansiyelini gördüklerinden mi yoksa size acıdıklarından mı güldüklerine emin olamayıp kendi kendinizi yiyorsanız, yolda uzakta tanıdığınız birini tam birbirinizi geçme anında görüp o anın şaşkınlığıyla arkanıza da dönemeyip yürümeye devam ettiğinizde ne kadar ayıp etmiş olabileceğinize canınız sıkılıyorsa, kredi kartınız ile bir şey almaya gitmeden önce limitin yeterli olduğunu gayet iyi bilmenize rağmen “bir de yetersiz limit deyip beni rezil ederse” düşüncesiyle her ihtimale karşı nakit de çekiyorsanız, sınavdan kaç beklediğiniz sorulduğunda yüksek bir sayı söylemeye utanıyorsanız, uzak akrabalarınıza yapacağınız başın sağ olsun ya da iyi bayramlar aramaları öncesi telefonu çevirene kadar nasıl konuşacağım diye bin bir takla atıyorsanız, çoğunun yeni tanıştığınız insanlardan oluştuğu bir toplulukta muhabbet esnasında sürekli sessiz kalıyor, dakikalar ilerledikçe bu yüzden gitgide daha çok geriliyor ve kimsenin pişkin bir şekilde “ee sen hiç konuşmadın ya” gibi zekice bir gözlemde bulunmaması için dua ediyorsanız, tek başınıza sinemaya gitmek sizin için topluluk önünde konuşma yapmak gibi bir şeyse, sizden yaşça büyük birisi eve paket servis ile yemek getirdiğinde “bahşiş versem mi vermesem mi? Ayıp olur mu?” gibi sorular ile canınızı sıkıyorsanız…

Büyük ihtimalle boku yediniz. Her sene düzenli olarak kanser taramaları yaptırmanızda fayda var…

Alt Yazı Çevirmenliği Yapmak İsteyenler İçin Örnek Bir Çalışma

Yazan: Pazartesi, Temmuz 20, 2015 0 , , , , Permalink 0

Her ne kadar ülkemizde yapılan dublaj çalışmalarının kalitesi dublajdan çok daha önemli birçok konuda bizden ileri olan ülkelerdekilerle kıyaslandığında gayet iyi de olsa, yapılması mümkün olan en iyi dublajın bile bir filmin kalitesini önemli ölçüde düşürdüğü kanısındayım. Kendilerininkini kaybedip başkalarının seslerini ödünç almış karakterler ne kadar inandırıcı olabilir? Ayrıca dublaj metinleri oluşturulurken karakterlerin konuşma süreleri ve hareketleri de göz önünde bulundurulacağı için, dublaj çevirileri alt yazı çevirileri ile kıyaslandığında gerçeklerden çok daha uzaktır. Tabii ki en iyisi filmi izlediğimiz dili bilip tanımadığımız insanların çevirmenlik becerilerine ve hayal güçlerine muhtaç kalmamak, ama dublaj ile alt yazı arasında bir tercih yapmaya mecbursanız da, alt yazıyı seçin derim.

Tabii durum yukarıda anlattığım gibi olunca da alt yazı çevirmenlerine çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Doğruluk, uygunluk ve estetiği bir tavada kızartmak herkesin yapabileceği bir iş değildir. Ben de kendilerine yardımcı olabilmek için, anlatma, göster! felsefesinden yola çıkarak izleyip örnek alabilecekleri, bu işin nasıl yapılması gerektiğini görebilecekleri kısa bir alt yazı çalışması yaptım.

İyi seyirler, not almayı unutmayın ve aklınıza takılan herhangi bir şey olursa da bana sorun.

Bunları bilin…Derhal!

“Bunları biliyor muydunuz?”  listelerinden edindiğimiz bilgiler ne kadar ilginç olurlarsa olsunlar, genelde birkaç gün içinde unutulmaya mahkumdurlar.  Hemen hemen hepsini çok ilginç buluruz ama iki gün sonra hemen hemen hiçbirini hatırlamayız. Neden? Çünkü bir şeyin ilginç olması onu önemli kılmak için yeterli değildir. Çünkü kutup ayılarının solak olması kimsenin umrunda değildir. Vücudumuzdaki damarların toplam uzunluğunun yüz bin kilometre olması da. Umrumuzda değillerdir çünkü bizi, çevremizi ve hayatımızı herhangi bir şekilde etkilemezler.

Birazdan vereceğim bilgiler ise bir şekilde hepimizin hayatını etkileyen konularla ilgililer ve dolayısıyla hepimizi derinden ilgilendiriyorlar. Böyle bir durumda “Bunları biliyor musunuz?” gibi rahat bir başlığın yetersiz kalacağını düşündüm ve başlık seçimimde biraz agresif davrandım. Pişman da değilim çünkü bunları aklınızdan çıkarmazsanız daha verimli, rahat, üretken, sevgi dolu ve mutlu bir yaşamınız olur.

Öyleyse, bunları bilin:

Sayıklamalar

“Zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiçbir ordu duramaz.”

-Victor Hugo

Konuşulmayı hak eden -ya da hak etmeyen- belli başlı konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum. Hepsi hakkında iki yüz – üç yüz kelimelik ayrı ayrı yazılar da yazabilirdim tabii ama o zaman da bu blog ziyaretçileri iki dakika daha tutabilmek adına atmadığı takla kalmayan sitelere benzerdi. Yani hemen hemen her siteye. Neyse, sonuç olarak ayrı ayrı başlıklar açmak istemediğim sayıklamalarım için böyle bir yazı yazmayı uygun gördüm. Başında editör bulunmayan bana ait bir sitede yazdığımı düşünürsek de, bir şeyi uygun görmem onun uygun olduğu anlamına geliyor.