Kaç Yaşındasınız?

Yazan: Salı, Mayıs 24, 2016 0 , , Permalink 0

“İdam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar.”

-Attila İlhan

 

“Aslında hepimiz idam mahkumlarıyız.”

-Ben

 

Kaç yaşındasın?

Bilmem…Her sene değişiyor.

-Anonim

 

Dünyanın en zor sorusunu bilmiyorum -benim adayım “Neden?” olurdu- ama en azından sağlıklı insanlar için dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminim. Eğer “İsmin ne?” sorusunun daha kolay olduğunu düşünüyorsanız size bu ülkede ismi Keklik, Abaza, Satılmış hatta Cem olan insanların yaşadığını söyleyecek ve bu konudaki kararınızı tekrar gözden geçirmenizi rica edeceğim. Artık dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminsek, konuya girebiliriz.

Neden birçok insan dünyanın en kolay sorusuna yanlış cevap vermekle kalmayıp, verdikleri yanlış cevabı savunmak adına, sonlandırmak için ilkokul birinci sınıf matematiğinden daha fazlası gerekmeyen anlamsız bir tartışmaya giriyor?

Birden fazla kişinin olduğu bir ortamda, doğum günü geçeli fazla olmamış birisine artık kaç yaşında olduğunu sormanız halinde -özellikle bu kişi bir çocuksa- çok büyük ihtimalle, etraftaki insanlar arasında şu cümlelerin geçtiği bir tartışmaya tanık olursunuz:

“X yaşında.”

“Y’ye bastı.”

“X’ten gün aldı, aslında Y yaşında.”

“Y’yi doldurdu, Z oldu.”

İlkokulu bitirebilmiş kimsenin birkaç saniyeden daha fazla zamanını almaması gereken basit bir çıkarma işleminden ibaret olan cevap; doldurmalar, boşaltmalar, ayak basmalar, merdiven dayamalar, gün almalar ve gün vermeler arasında kaybolup gider.

Bu yapay kargaşanın içinden çıkmak için, sorunun ne anlama geldiğini düşünelim:

“Kaç yaşındasın?”

Birkaç diğer deyişle;

Doğalı kaç yıl oldu?

Ne zamandır dünyadasın?

Kaç yıl önce doğdun?

Bu dünyada kaç yıl geçirdin?

Sonuncu cümle, daha iyi anlamak için farklı şekillerde ifade etmemize gerek olmamalıydı dediğim bu sorunun kanımca en güzel ifadesi. Yani basitçe, bu dünyada kaç sene geçirmişseniz yaşınız da odur. Zaten sözlük anlamına bakarsak da olayın ne kadar basit olduğunu görebiliriz:

“Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman.”

Dolayısıyla eğer 12 yıl 9 aydır hayattaysanız, 13 yaşındayım diyemezsiniz. Hem bu acele niye? Üç ay daha bekleyemiyor musunuz? 12’nin nesi bu kadar kötü? 13’ün nesi bu kadar güzel? 29 yaşındayken 30. doğum gününüze 2 gün bile kalmış olsa 29 yaşımdayım diyorsunuz ama. Ne oldu? Ne değişti? 30’un nesi bu kadar kötü? 29’un nesi bu kadar güzel? Ayak basmaya, merdiven dayamaya, gün alıp vermeye, doldurup boşaltmaya olan bu isteğin nedeni ne?

Bu konuyu artık tamamen kapattığımızı umarak, yaş konusuyla ilgili diğer bazı durumlara da değinmek istiyorum.

Örneğin kendinden birkaç yaş küçük insanlara abilik, dayılık hatta babalık taslayanlar var:

-Bak ben senin büyüğünüm! (Benden 4 yaş büyüktür.)

Ne olmuş? Altı üstü ben doğduğumda babanın işaret parmağını uzatarak “Bu kim?” dediği tablodaki adama bakıp “Atatüğk!” diyordun. Büyük ihtimalle o kişiyle ilgili şu an bildiklerin de o zaman bildiklerinden fazla değil zaten.

Bir de insanın en güzel yaşı konusu var…Bu konu, nedense hep en güzel yaşlarını çoktan geçmiş olan insanlar tarafından tartışılır.

-40…

-30…

-50!!!

Tabii, neden asla geri dönemeyeceğiniz, birçok heyecan verici deneyimi ilk kez yaşadığınız, dünyayı ve hayatı yeni yeni keşfettiğiniz, en güzel arkadaşlıklarınızı kurduğunuz, sorumluluktan ve hayatın kaçınılmaz problemlerinden olabildiğince uzak olan çocukluk ya da erken gençlik yaşları olsun ki?

Bana göre de en güzel yaşlar konuşma öncesi döneme denk geliyor. Zira işin içine kelimeler ve anlamlar girdiği zaman işler çığırından çıkıyor.

Fotoğraf: Paul Downey – Birthday CakeCC BY 2.0 – (Siyah beyaz yaptım.)

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: