Herkesin bildiği, ama kimsenin bilmediği müzikler

Klasik müzik hakkında neler söyleyebiliriz?

Maalesef pek az şey.

Peki, klasik müzik hakkında neler söyleyemeyiz?

Ülkemizde büyük fanatik kitlelerini peşinden sürüklediğini söyleyemeyiz mesela. Glenn Gould’un mu yoksa András Schiff’in mi daha iyi bir Bach yorumcusu olduğu konusunda ateşli tartışmalara kulak misafiri olduğumuzu da. Gerçi adil olmak gerekirse birçok farklı coğrafyadaki birçok ülkede de durum pek farklı sayılmaz.

Peki neden?

En azından bizim ülkemiz için konuşacak olursak başlıca nedenin okullarda verilen müzik eğitiminin yetersizliği olduğu söylenebilir. Eğitimli bir kulağın kaliteli müziği eğitimsiz bir kulaktan daha kolay tanıyıp daha fazla takdir edebileceği bir gerçek. Herkesin özel müzik dersi alamayacağı ya da konservatuvara gitmeyeceği de. Dolayısıyla okullarda müzik eğitimine daha fazla önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bazı okulların yaptığı gibi eğitimi bir kenara bırakacak olursak da, insanların klasik müzikle pek alakadar olmamalarının bir diğer nedeninin çok tanıdık olduğunu göreceğiz:

Tembellik.

Çoğu zaman işimizi gören ne ise onunla yetinmeye meyilliyizdir. Daha zengin deneyimler doğal olarak daha büyük çabalar gerektirir. Biz ise genellikle buna pek yanaşmayız. Çünkü önemli olan rahatımızın yerinde olmasıdır.

Klasik müzik için de aynı durum söz konusudur. Özellikle erken gençlik dönemlerimizde, hissettiğimizi sandığımız duygulara bağırarak  tercüman olan güzel sesli ve güzel yüzlü bir kadından/adamdan etkilenmek çok da zor değildir. Ama iki saat boyunca birbirleriyle uyum içinde çalınan onlarca enstrümanı dinleyeceksek ve gözle görülür tek aksiyon elindeki bir sopayı kendisini umursuyormuş gibi görünmeyen bir gruba eskrim yapıyormuşçasına sallayan beyaz saçlı bir adam ise, durum biraz daha farklıdır. Eğitimsiz bir kulağın buna katlanması ilk başta pek kolay değildir. Doğal olarak bu ne olduğu belirsiz sesler bütünü ile fazla vakit kaybetmeden akorların, gitarların, soloların ve nakaratların güvenli dünyasına döneriz. Klasik müzik de tanıdık ezgiler ile Hollywood filmleri, reklamlar, okul zilleri ve telefon melodilerinde ara ara karşımıza çıkmaya devam eder.

İşte aşağıda bu Hollywood filmlerinde, reklamlarda, okul zillerinde ve telefon melodilerinde hala karşımıza çıkmakta olan, hemen hemen herkesin tanıdığı ve neredeyse kimsenin adını ve bestecisini bilmediği bazı eserleri paylaşacağım. Hem birçok kişinin ilgisini çekeceğini düşünüyorum, hem de kanımca kulağa tanıdık gelen, kolay akılda kalacak melodiler klasik müziğe başlamak için ideal.

Küçük Kuğuların Dansı  – Pyotr Ilyich Tchaikovsky(1840 – 1893)

Лебединое озеро / Lebedinoye ozero – Kuğu Gölü – Swan Lake balesinin ikinci bölümünden. Bu parça, Lev Ivanov’un meşhur kareografisinden sonra Danse des petits cygnes/Küçük Kuğuların Dansı ismi ile anılmaya başlanmıştır.

 

Eine Kleine Nachtmusik  – Wolfgang Amadeus Mozart(1756 – 1791)

 

40. Senfoni(Bölüm 1) – Wolfgang Amadeus Mozart

 

Badinerie – Johann Sebastian Bach(1685-1750)

Badinerie aslında bazı eserlerde yer alan Scherzo isimli bölümden bahsetmek için kullanılan bir diğer isim. Burdaki Badinerie de Bach’ın 2. Orkestra Suiti’nde yer alıyor. Parçanın kendine ait bir özel ismi(en azından benim bildiğim kadarıyla) yok.

 

William Tell Uvertürü – Gioachino Rossini(1792 – 1868)

Bu aslında Rossini’nin William Tell operasının giriş kısmını oluşturan parçanın(uvertürün) meşhur finali. Uvertürün -ya da operanın- tamamı da (hemen hemen her şey gibi) YouTube’dan bulunabilir.

 

Also Sprach Zarathustra – Richard Strauss(1864-1949)

Bu eser, Friedrich Nietzsche’nin aynı adlı kitabından (Böyle Buyurdu Zerdüşt) esinlenerek yazılmıştır.

 

An der schönen blauen Donau – Johann Strauss Jr.(1825-1899)

The Blue Danube Waltz olarak da bilinir.

 

March of the Toreadors – Georges Bizet(1838-1875)

 

Sabre Dance – Aram Khachaturian(1903-1978)

Entry of the Gladiators – Julius Fucik(1842-1916)

 

Macar Rapsodisi 2(Hungarian Rhapsody No.2) – Franz Liszt(1811-1886)

Piyano sihirbazı Liszt’in bestelediği 19 Macar rapsodisinden en popüleri. Birçoğumuzun ilk defa Bugs Bunny sayesinde tanıştığı bir eser.

 

Macar Dansı 5(Hungarian Dance No.5) – Johannes Brahms(1833-1897)

 

2. Vals(Waltz No.2) – Dimitri Shostakovich(1906-1975)

Shostakovich’in Orkestra Suiti’nden.

 

Tabii ki daha birçok eserden bahsedilebilir. Sonuçta ortada yüzlerce yıllık bir arşiv var.

Yazımı bitirirken bir açıklama yapmak istiyorum.

Bu yazı için kullandığım resimdeki besteci Igor Stravinsky’dir. Tabii ilk başta klasik müzik ile ilgili bir yazıda 20. yüzyılın en büyük bestecilerinden bir tanesinin fotoğrafını kullanmanın fazla bir açıklama gerektirmediği düşünülebilir. Ama yazıda yer verdiğim besteciler arasında bulunmayan bir bestecinin fotoğrafını kullanmamın bir açıklama gerektirdiği de düşünülebilir. Çoğunlukla klasik müzik ile ilgili genel yazıları Bach, Beethoven ve Mozart’ın resimlerinin domine ettiğini görürüz. Ben de bu geleneği biraz kırmak istedim ve bu yüzden Stravinsky’nin yukarıda gördüğünüz resmini kullandım. Üstelik gayet de karizmatik görünüyor.

Klasik müzikten fazla hoşlanmıyorsanız da, sevmek için çaba göstermenizi tavsiye ediyorum. Karşılığında alacağınız ödül çok büyük olacaktır. Diğer müzikler duygularınıza tercüman olabilirler. Klasik müzik; ismini bilmediğiniz, var olduklarından haberdar bile olmadığınız duyguları ortaya çıkarır.

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: