Başınızı öne eğin, ve telefonunuzu kurcalamaya başlayın…İsterseniz tabii

İnternetin hayatımızın belki de en önemli parçası haline gelmesinden kısa bir süre sonra, zaten yeteri kadar vaktimizi almakta olan cep telefonları da artan kapasiteleri ve yeni özellikleriyle bilgisayarlara yetişti ve böylelikle interneti kullanma şeklimiz bir çeşit evrim geçirmiş oldu.

Tam olarak ne zaman ve nasıl olduğunu anlayamadan -özellikle de internetin ülkemizdeki kullanım şekli ve amacını düşünürsek- oturma odamızdaki masaüstü bilgisayarda yaptığımız birçok şeyi, kalabalık bir otobüste bir elimizi jimnastikçi misali bir demirden ötekine usulca atarken diğer elimizde tuttuğumuz bir telefonda da yapar olduk.

Tabii durum bu olunca, doğal olarak bilgisayar başında fazla vakit geçiren insanlara yönelik eleştiriler, çok kısa sürede akıllı telefonları ile fazla içli dışlı olan insanlara uyarlanmaya başladı.

“Bilgisayar başından kalkmaz”, bir anda “Telefonunu elinden düşürmez” olurken, bir zamanların “Bilgisayarı kapat da biraz dışarı çık“ı da artık “Kafanı şu telefondan kaldır biraz” olmuştu. Çünkü artık sadece dışarı çıkmak yeterli değildi.

Düşünmatik telefonlar

Yazan: Perşembe, Haziran 26, 2014 0 , , , , Permalink 0

Alıp başını giden teknolojinin bir sonraki durağının neresi olabileceğini düşünürken aklıma bu saçma enteresan fikir geldi. Yazının başlığı bir sürpriz olasılığını neredeyse tamamen ortadan kaldırdığı için fazla uzatma gereği görmüyorum:

Beyin dalgalarıyla çalışan telefonlar.

Evet. Öne sürdüğüm fikrin bizim dünyamızda gelişmekte olan teknolojiden çok bilim kurgu filmlerine yakıştığını düşünenler varsa, bir iPhone x ya da Samsung Galaxy SX ile – hem birden çok modeli kapsayabileceği için hem de yazının güncelliğini uzun bir süre koruması adına x diyorum- yapılabilecekleri düşünsünler ve kendilerine şu soruyu sorsunlar: Bundan on yıl önce, yakın gelecekte bir cep telefonu ile bunların yapılabileceğini duysalardı inanabilirler miydi?

Bu günlerde otobüslerde, restoranlarda ve hatta sokaklarda sık sık başları öne eğik, elleri durmadan hareket eden insanlar görmek mümkün. Şimdi bunları ellerinde daha büyük tablet/telefonlar -bir tepsi boyutunda hayal edebilirsiniz- ile, başlarını öne eğmiş, ellerini de sabit tutarak sadece gözlerini/başlarını hareket ettirirken düşünün. Ağızlarından salyalar aktığını hayal edin dememe gerek olduğunu sanmıyorum.

Birkaç pürüz var tabii. Beyin dalgası dediğimiz şeylerin beynimizden Profesör Xvari bir şekilde rengarenk yarım yaylar olarak dünyaya yayılan dalgalardan ziyade birbirleriyle iletişim halindeki nöronların oluşturduğu sıkıcı sinyaller olmaları, onlarla nokta atışı yapamayacak oluşumuz, yapacak olsak umurumuzda olacak son şeyin akıllı telefonlar olacağı gerçeği, ve öyle bir durumda dünyanın bir kaosa sürüklenecek olması gibi.

Ama bilim, bugünün engellerini yarının dünün engelleri haline getirmekten ibaret değil midir?