Justin Bieber vs Led Zeppelin

Kısa bir süre önce, güvenilirlik derecesi ne bilgim dahilinde ne de umrumda olan bir kaynaktan Justin Bieber’ın birkaç ay sonra masum kulaklara taciz girişimlerinde bulunmak amacıyla ikinci kez ülkemiz topraklarına adım atacağını duydum. Doğal olarak ilk başta pek önemsemedim ama bir süre sonra aklıma iki şey geldi. Birincisi Justin’in(kendisine hayranları gibi bu şekilde seslenmeme izin vardır diye umuyor ve yine de bu yazıyı okuduğu zaman bu samimiyetime bozulursa hitap şeklimi düzelteceğime söz veriyorum) ülkemizde geçtiğimiz yıllarda verdiği konser öncesi haberlerde gördüğümüz ağlayan, sızlanan ve ses tellerinden doğru kullanılması halinde çeşitli korku filmlerine büyük katkıları olabilecek bir dizi titreşim yayan genç kızlar. İkincisi de başka bir dertleri yokmuşcasına bu çocukları eleştiren, onlarla alay eden ya da onları müzik tercihlerinden dolayı aşağılama çabalarına girişen bir grup -büyük bir grup- insan. Etrafta kafaya takıp eleştirecek sayısız şey mevcutken birçok insanın birbirini ne kadar boş konularda eleştirdiği ile ilgili farklı örnekler içeren farklı bir yazı yazmayı düşünüyordum, bu da ona bir giriş teşkil edebilir sanırım.

Arabesk lakırtılara Garp’tan nağmeler

Yazan: Salı, Aralık 9, 2014 0 , , , Permalink 0

Genelleme yapmak, kalabalığın içindeki birisinin kafasına içi su dolu bir balon fırlatmak gibi bir şey.  Hedefi vursanız bile ister istemez hiçbir suçu olmayan insanları da ıslatıyorsunuz. Şahsen pek tercih ettiğim bir yaklaşım değil. Ama bazı konularda herkes ıslanmayı hak eder. Bu bazı konulardan bir tanesi de aşk.

Aşk…Yaşınız, ilgi alanlarınız, oturduğunuz semt, aile değerleriniz ve kendinize dokunurken hayal ettiğiniz ünlüler ne kadar farklı olursa olsun hayatınızda en az bir kez başınıza gelmiş bir fenomen. Burada aşkın insana yaptırabileceklerinden bahsederek vakit kaybetmeyeceğim. Zira kadınsanız bunları düşünmüş ve arkadaşlarınıza anlatmış, erkekseniz de yapmışsınızdır. Defalarca…Onlar için bir çare olmadığını düşünüyorum. Ben daha çok, aşkın insana söyletebileceklerinden, ve bunları söylemekte zorluk çeken insanların işine yarayabilecek alternatiflerden bahsetmek istiyorum.

Yukarıda bahsettiğim gibi herkes aşkı bir şekilde hissediyor olsa da, herkes hislerini kelimelere dökmek konusunda rahat değil. Bir an için akla bir insan başka bir insana gayet rahat bir şekilde hakaret edebiliyorken neden iş birisine onu sevdiğini söylemeye geldiğinde şekilden şekle giriyor sorusu gelmiyor değil. Ama şu an ondan bahsetmek konunun dışına çıkmak olurdu. Evet, aşk insanların ağzını birtakım cümleler ile doldursa da bazı insanlar ilgi alanları ve o ilgi alanlarının belirlediği genel tarzları yüzünden bu cümleleri dışarı çıkarmakta zorlanabilirler . Örnek vermek gerekirse, dün Edward Albee’nin oyunlarında gözlemlediğiniz Samuel Beckett etkisinden bahsettiğiniz bir insana bugün “Ya benimsin ya da toprağın!!” ya da “Seni anan benim için doğurmuş” diyemezsiniz. Yani diyebilirsiniz, ama demek isteyeceğinizi sanmıyorum.

İşte böyle anlarda kullanabileceğiniz, aynı hisleri biraz daha içinize sinecek şekilde ifade etmenize yardımcı olacak birkaç parça: