Kaç Yaşındasınız?

Yazan: Salı, Mayıs 24, 2016 0 , , Permalink 0

“İdam mahkumlarıdır aslında ihtiyarlar.”

-Attila İlhan

 

“Aslında hepimiz idam mahkumlarıyız.”

-Ben

 

Kaç yaşındasın?

Bilmem…Her sene değişiyor.

-Anonim

 

Dünyanın en zor sorusunu bilmiyorum -benim adayım “Neden?” olurdu- ama en azından sağlıklı insanlar için dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminim. Eğer “İsmin ne?” sorusunun daha kolay olduğunu düşünüyorsanız size bu ülkede ismi Keklik, Abaza, Satılmış hatta Cem olan insanların yaşadığını söyleyecek ve bu konudaki kararınızı tekrar gözden geçirmenizi rica edeceğim. Artık dünyanın en kolay sorusunun “Kaç yaşındasın?” olduğundan eminsek, konuya girebiliriz.

Neden birçok insan dünyanın en kolay sorusuna yanlış cevap vermekle kalmayıp, verdikleri yanlış cevabı savunmak adına, sonlandırmak için ilkokul birinci sınıf matematiğinden daha fazlası gerekmeyen anlamsız bir tartışmaya giriyor?

Yeni Metin Belgesi

 

Hava durumunu ruh hallerini ifade etmek için kullanan insanlardan size de gına gelmedi mi? Ne zaman hava bulutlu olsa, iki damla yağmur yağsa hemen birisi çıkıp “Hava bugün ruh halimi yansıtıyor.” der. İyi de, bize ne? Sana ruh halini kim sordu ki? Ayrıca dikkat edin, bu kişiler nedense güneşli günlerde kendilerini iyi hissetseler bile havanın ruh hallerini gösterdiğini söylemezler. Güneşli bir günde “Hava ruh halimi yansıtıyor, bugün çok mutluyum!” diyen birini duyamazsınız. Fakat ne zaman hava kapansa, ruh hallerini paylaşacakları tutar. Ayrıca kapalı havanın herkes için aynı şeyi ifade ettiği ne malum? Benim en sevdiğim havalar kapalı, bulutlu, sağanak yağışlıdır. Dolayısıyla birisi bana böyle bir havanın ruh halini yansıttığını söylerse, onun dünyanın en mutlu insanı olduğunu düşünebilirim. Ruh halinizi ifade etmek için başka yollar bulun. Örneğin sıfat ve zarfları kullanabilirsiniz. Daha da iyisi: Ruh halinizi ifade etmeyin. Zira kimsenin umurunda değil.

Konuşmak bedava

Yazan: Perşembe, Eylül 3, 2015 0 , , , , Permalink 2

konuşmak bedava

yazmak da öyle

geç olur vakit

haydi o halde…

                                                      -anonim

a. Facebook’ta paylaşılan bir ölüm haberini beğenmek tam olarak ne anlama geliyor?

b. Facebook demişken…Sık sık gözlemlediğim bir olay var: Birisi bir şey paylaşıyor. Başka birisi de onu görüp, beğenmeden paylaştıktan sonra o paylaşımı ilk yapan kişi “Paylaşmışsın bari bir beğenseydin!” gibisinden bir şey söylüyor. İyi de…Şarkıyı sen mi besteledin be adam! Ya da resim diyelim, tabloyu sen mi yaptın! Sen paylaşırken Jack Nicholson’dan ya da Bruno Mars’tan izin aldın mı? Bu tepki o kadar benimsenmiş ki bazıları bir şeyi paylaşmadan önce altına bir yorum bırakıp “İzninle paylaşıyorum.” ya da “İzninle çalıyorum.” diyor. Ne için kimden izin istiyorsunuz?

Alt Yazı Çevirmenliği Yapmak İsteyenler İçin Örnek Bir Çalışma

Yazan: Pazartesi, Temmuz 20, 2015 0 , , , , Permalink 0

Her ne kadar ülkemizde yapılan dublaj çalışmalarının kalitesi dublajdan çok daha önemli birçok konuda bizden ileri olan ülkelerdekilerle kıyaslandığında gayet iyi de olsa, yapılması mümkün olan en iyi dublajın bile bir filmin kalitesini önemli ölçüde düşürdüğü kanısındayım. Kendilerininkini kaybedip başkalarının seslerini ödünç almış karakterler ne kadar inandırıcı olabilir? Ayrıca dublaj metinleri oluşturulurken karakterlerin konuşma süreleri ve hareketleri de göz önünde bulundurulacağı için, dublaj çevirileri alt yazı çevirileri ile kıyaslandığında gerçeklerden çok daha uzaktır. Tabii ki en iyisi filmi izlediğimiz dili bilip tanımadığımız insanların çevirmenlik becerilerine ve hayal güçlerine muhtaç kalmamak, ama dublaj ile alt yazı arasında bir tercih yapmaya mecbursanız da, alt yazıyı seçin derim.

Tabii durum yukarıda anlattığım gibi olunca da alt yazı çevirmenlerine çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Doğruluk, uygunluk ve estetiği bir tavada kızartmak herkesin yapabileceği bir iş değildir. Ben de kendilerine yardımcı olabilmek için, anlatma, göster! felsefesinden yola çıkarak izleyip örnek alabilecekleri, bu işin nasıl yapılması gerektiğini görebilecekleri kısa bir alt yazı çalışması yaptım.

İyi seyirler, not almayı unutmayın ve aklınıza takılan herhangi bir şey olursa da bana sorun.

Bunları bilin…Derhal!

“Bunları biliyor muydunuz?”  listelerinden edindiğimiz bilgiler ne kadar ilginç olurlarsa olsunlar, genelde birkaç gün içinde unutulmaya mahkumdurlar.  Hemen hemen hepsini çok ilginç buluruz ama iki gün sonra hemen hemen hiçbirini hatırlamayız. Neden? Çünkü bir şeyin ilginç olması onu önemli kılmak için yeterli değildir. Çünkü kutup ayılarının solak olması kimsenin umrunda değildir. Vücudumuzdaki damarların toplam uzunluğunun yüz bin kilometre olması da. Umrumuzda değillerdir çünkü bizi, çevremizi ve hayatımızı herhangi bir şekilde etkilemezler.

Birazdan vereceğim bilgiler ise bir şekilde hepimizin hayatını etkileyen konularla ilgililer ve dolayısıyla hepimizi derinden ilgilendiriyorlar. Böyle bir durumda “Bunları biliyor musunuz?” gibi rahat bir başlığın yetersiz kalacağını düşündüm ve başlık seçimimde biraz agresif davrandım. Pişman da değilim çünkü bunları aklınızdan çıkarmazsanız daha verimli, rahat, üretken, sevgi dolu ve mutlu bir yaşamınız olur.

Öyleyse, bunları bilin:

%100 dürüst bir dünyadan sahneler

Dürüstlüğün en sevdiğim erdem olduğunu söyleyebilirim. Ya da en sevdiğim erdemlerden biri diyeyim zira diğerleri şu an aklıma gelmiyor. Dürüstlük bir cesaret eylemidir. Tabii cesaret kelimesini burada hangi anlamda kullandığımı da belirtmem lazım. Fikirlerine pek katılmadığım, hatta okurken genelde sinirlendiğim ama yine de kendimi sürekli okurken bulduğum gazeteci/yazar Peter Hitchens’ın da çok güzel bir şekilde hatırlattığı gibi, gerçek -ve değerli- cesaret korkusuzluk değildir. Korkuyor olmanıza rağmen, doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmak için bir adım atabilmenizdir. Dürüstlük de böyle bir şey.

Bunu Kurgu kategorisine eklemeyi uygun gördüm. %100 dürüstlükten bahsediyorsak kendisini kurgu dışında bir yerlerde görmemizin imkansıza yakın olduğunu da kabul etmemiz lazım. Mutlak gerçeğin kendine ancak kurguda yer bulabilmesi düşündürücü değil mi?

Başlıyorum…