Bunları bilin…Derhal!

“Bunları biliyor muydunuz?”  listelerinden edindiğimiz bilgiler ne kadar ilginç olurlarsa olsunlar, genelde birkaç gün içinde unutulmaya mahkumdurlar.  Hemen hemen hepsini çok ilginç buluruz ama iki gün sonra hemen hemen hiçbirini hatırlamayız. Neden? Çünkü bir şeyin ilginç olması onu önemli kılmak için yeterli değildir. Çünkü kutup ayılarının solak olması kimsenin umrunda değildir. Vücudumuzdaki damarların toplam uzunluğunun yüz bin kilometre olması da. Umrumuzda değillerdir çünkü bizi, çevremizi ve hayatımızı herhangi bir şekilde etkilemezler.

Birazdan vereceğim bilgiler ise bir şekilde hepimizin hayatını etkileyen konularla ilgililer ve dolayısıyla hepimizi derinden ilgilendiriyorlar. Böyle bir durumda “Bunları biliyor musunuz?” gibi rahat bir başlığın yetersiz kalacağını düşündüm ve başlık seçimimde biraz agresif davrandım. Pişman da değilim çünkü bunları aklınızdan çıkarmazsanız daha verimli, rahat, üretken, sevgi dolu ve mutlu bir yaşamınız olur.

Öyleyse, bunları bilin:

Sayıklamalar

“Zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiçbir ordu duramaz.”

-Victor Hugo

Konuşulmayı hak eden -ya da hak etmeyen- belli başlı konulardan kısa kısa bahsetmek istiyorum. Hepsi hakkında iki yüz – üç yüz kelimelik ayrı ayrı yazılar da yazabilirdim tabii ama o zaman da bu blog ziyaretçileri iki dakika daha tutabilmek adına atmadığı takla kalmayan sitelere benzerdi. Yani hemen hemen her siteye. Neyse, sonuç olarak ayrı ayrı başlıklar açmak istemediğim sayıklamalarım için böyle bir yazı yazmayı uygun gördüm. Başında editör bulunmayan bana ait bir sitede yazdığımı düşünürsek de, bir şeyi uygun görmem onun uygun olduğu anlamına geliyor.

Tedavülden kalkması gereken sözler

Bu yazımda artık neredeyse herkesin kullandığı bazı deyimleşmiş sözlerden bahsedecek, ve her ne kadar ilk başta mantıklı -hatta gerekli- görünseler de aslında ne kadar boş laflar olduklarını ve insanları nasıl yanlış yönlendirebileceklerini göstereceğim.

Çünkü yapacak daha iyi bir iş yok….

Başlayalım.

Güle güle Murphy…Her kimsen

Yazan: Perşembe, Haziran 26, 2014 0 , , , , Permalink 0

“Bir işin ters gitme olasılığı varsa, o iş ters gider”

Tamam, buradan devam edelim.

Her işin ters gitme olasılığı vardır.

Eğer her işin ters gitme olasılığı varsa, ve ters gitme olasılığı olan işler ters gidiyorsa, Murphy kanununa göre dünyadaki  her işin ters gitmesi lazım.

Dünyadaki her işin ters gitmediği çok açık.

Demek ki, bir işin ters gitme olasılığının olması, o işin ters gideceği anlamına gelmiyormuş.

Bir yasayı daha çürüttük. Haftaya, Türk komedi dizilerini kullanarak termodinamiğin üçüncü kanununu çürüteceğim.

Görüşmek üzere.

Gereğinden fazla kısa bir yazı oldu gibi, akşam biraz daha ciddi bir şekilde devam edeceğim.

Ne diyordum?

Murphy kanununun ilk ortaya çıkışı -bilindiği kadarıyla- 19. yüzyıla denk geliyor. İlk başlarda, biraz daha mütevazi bir şekilde, ters gitme olasılığı olan işlerin yeteri kadar denenirse eninde sonunda ters gideceğinden bahsedilirmiş. Bu, zamanla evrilip çevrilip “Bir işin ters gitme olasılığı varsa, o iş ters gider.” olmuş ve bir şekilde -ismin nedeni ve kaynağı kesin olarak bilinmiyor- Murphy kanunu adını almış.

Lüzumsuz laflar

Her ne kadar her biri kulağı ev telefonunu arayan kişinin “evde misin?” diye sorması kadar tırmalamasa da, maalesef dilimizde düzgün gramerli cümlelerin içinde iyi kamufle olarak zamanla hepimizde kulak aşinalığı yaratmış saçmalıklar mevcut.

Düzgün gramer demişken, tabii ki birçok kişinin üniversite sınavı sorularına layık hatalar yapmadan iki cümle kuramadığı bir ortamda ufak şeylere takmak ilk bakışta pek mantıklı görünmeyebilir, ama burayı okuyan birileri varsa onları ikinci bir bakışa davet ediyorum. Zira bir şeyin küçük olması, önemsiz olduğunu göstermez.