%100 dürüst bir dünyadan sahneler

Dürüstlüğün en sevdiğim erdem olduğunu söyleyebilirim. Ya da en sevdiğim erdemlerden biri diyeyim zira diğerleri şu an aklıma gelmiyor. Dürüstlük bir cesaret eylemidir. Tabii cesaret kelimesini burada hangi anlamda kullandığımı da belirtmem lazım. Fikirlerine pek katılmadığım, hatta okurken genelde sinirlendiğim ama yine de kendimi sürekli okurken bulduğum gazeteci/yazar Peter Hitchens’ın da çok güzel bir şekilde hatırlattığı gibi, gerçek -ve değerli- cesaret korkusuzluk değildir. Korkuyor olmanıza rağmen, doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapmak için bir adım atabilmenizdir. Dürüstlük de böyle bir şey.

Bunu Kurgu kategorisine eklemeyi uygun gördüm. %100 dürüstlükten bahsediyorsak kendisini kurgu dışında bir yerlerde görmemizin imkansıza yakın olduğunu da kabul etmemiz lazım. Mutlak gerçeğin kendine ancak kurguda yer bulabilmesi düşündürücü değil mi?

Başlıyorum…

Lüzumsuz laflar

Her ne kadar her biri kulağı ev telefonunu arayan kişinin “evde misin?” diye sorması kadar tırmalamasa da, maalesef dilimizde düzgün gramerli cümlelerin içinde iyi kamufle olarak zamanla hepimizde kulak aşinalığı yaratmış saçmalıklar mevcut.

Düzgün gramer demişken, tabii ki birçok kişinin üniversite sınavı sorularına layık hatalar yapmadan iki cümle kuramadığı bir ortamda ufak şeylere takmak ilk bakışta pek mantıklı görünmeyebilir, ama burayı okuyan birileri varsa onları ikinci bir bakışa davet ediyorum. Zira bir şeyin küçük olması, önemsiz olduğunu göstermez.