Arabesk lakırtılara Garp’tan nağmeler

Yazan: Salı, Aralık 9, 2014 0 , , , Permalink 0

Genelleme yapmak, kalabalığın içindeki birisinin kafasına içi su dolu bir balon fırlatmak gibi bir şey.  Hedefi vursanız bile ister istemez hiçbir suçu olmayan insanları da ıslatıyorsunuz. Şahsen pek tercih ettiğim bir yaklaşım değil. Ama bazı konularda herkes ıslanmayı hak eder. Bu bazı konulardan bir tanesi de aşk.

Aşk…Yaşınız, ilgi alanlarınız, oturduğunuz semt, aile değerleriniz ve kendinize dokunurken hayal ettiğiniz ünlüler ne kadar farklı olursa olsun hayatınızda en az bir kez başınıza gelmiş bir fenomen. Burada aşkın insana yaptırabileceklerinden bahsederek vakit kaybetmeyeceğim. Zira kadınsanız bunları düşünmüş ve arkadaşlarınıza anlatmış, erkekseniz de yapmışsınızdır. Defalarca…Onlar için bir çare olmadığını düşünüyorum. Ben daha çok, aşkın insana söyletebileceklerinden, ve bunları söylemekte zorluk çeken insanların işine yarayabilecek alternatiflerden bahsetmek istiyorum.

Yukarıda bahsettiğim gibi herkes aşkı bir şekilde hissediyor olsa da, herkes hislerini kelimelere dökmek konusunda rahat değil. Bir an için akla bir insan başka bir insana gayet rahat bir şekilde hakaret edebiliyorken neden iş birisine onu sevdiğini söylemeye geldiğinde şekilden şekle giriyor sorusu gelmiyor değil. Ama şu an ondan bahsetmek konunun dışına çıkmak olurdu. Evet, aşk insanların ağzını birtakım cümleler ile doldursa da bazı insanlar ilgi alanları ve o ilgi alanlarının belirlediği genel tarzları yüzünden bu cümleleri dışarı çıkarmakta zorlanabilirler . Örnek vermek gerekirse, dün Edward Albee’nin oyunlarında gözlemlediğiniz Samuel Beckett etkisinden bahsettiğiniz bir insana bugün “Ya benimsin ya da toprağın!!” ya da “Seni anan benim için doğurmuş” diyemezsiniz. Yani diyebilirsiniz, ama demek isteyeceğinizi sanmıyorum.

İşte böyle anlarda kullanabileceğiniz, aynı hisleri biraz daha içinize sinecek şekilde ifade etmenize yardımcı olacak birkaç parça:

 Kör Olaydım da Görmeyeydim

(Etta James & Bruce Springsteen)

 

Bu bir eleştiri yazısı değil ama yine de söylemeden edemeyeceğim. Bir insanı ya da olayı görmemenin kör olmaktan başka yolları da var. Başka yere bakmak, ya da o an orada olmamak gibi. Dolayısıyla bunun için başvuru yapılacak bir yer varsa oraya bu sözün “Orada olmayaydım da görmeyeydim.” olarak değiştirilmesini önereceğim. Aşkın gözü kör diye bizim de mi gözümüz kör olsun? Yine de, Etta James ve Bruce Springsteen gibi yeri doldurulamaz iki ses bunun şarkısını söylüyorsa, artık fazla deşmeye de gerek yok.

Arkadaşımın Aşkısın

(Elvis Presley)

Hepimizin arkadaşları var. Tamam, çoğumuzun arkadaşları var. Arkadaş sayımız arttıkça, bir arkadaşımızın aşkına aşık olma ihtimalimiz de artar. Eğer çok arkadaşınız yoksa bu olasılık hesabında teselli bulabilirsiniz. Matematik yalan söylemez. Duygular da öyle.

Rüyanda Beni Gör

(The Mamas & The Papas)

Birisine herhangi bir şeyi dikte etmek herhangi bir ilişkiye başlamak için en iyi yöntem sayılmaz. Ayrıca güzel, tatlı ya da şekerli rüyalar ile ilgili fikirlerimi şu yazımda belirtmiştim. Yine de bu isteğinizde ısrarcıysanız, daha iyi bir şarkı bulamazsınız sanırım.

Seni Anandan Bile Kıskanıyorum

(Bon Jovi)

Evet aşk güzel ama bazı yerlerde de çizgiyi çekmek lazım. Bu şarkıyı sevdiğiniz insana yollamadan önce iki -hatta üç- kere düşünün derim. Onu gerçekten sevdiğinizi ya da ağır sapık olduğunuzu düşünebilir. Büyük ihtimalle ikisi de. Tabii şunu da belirtmem lazım ki bu şarkıda direkt olarak “Seni anandan bile kıskanıyorum.” denmiyor(Neyse ki). Ama sevdiği insanın annesi olmanın, ona o kadar yakın olmanın ne kadar güzel olacağından bahseden bir adamın bu listeye -ya da hapse- girmesi şart.

Arkadaş Kalalım

(Vonda Shephard)

Hiçbiri işe yaramadı ve sonunda ayrıldıysanız -ki Bon Jovi’nin şarkısını yolladıysanız büyük ihtimalle sebebi odur- en azından arkadaş olabilirsiniz. Evet, “Arkadaş kalalım.”  terimi ile de bir problemim var. Ayrılmadan önce arkadaş falan değildiniz. Sevgiliydiniz. Dolayısıyla arkadaş kalamazsınız, arkadaş olabilirsiniz. Bu arada belirteyim, bu parçanın orjinali Todd Rundgren’e ait. Az kalsın onu koyacaktım ama ben bu şarkıyı Vonda Shephard’ın bu muhteşem yorumu ile tanımıştım(Ally McBeal zamanları) ve sanırım biraz nostalji yapmak istedim.

Bu kadar. Umarım bir yardımım dokunmuştur.

Bir şey değil.

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: