Amatör sanatçılar, tahammülsüzlük ve “her önüne gelen”

Yıllardır etrafta ve son zamanlarda daha çok sosyal medyada karşıma çıkan, ve “her önüne gelen” ile bariz bir alıp veremediği olan insanlar beni düşündürüyor. Eminim bu satırları okuyan herkes aşağıdaki cümlelerin hepsini en azından bir kez duymuştur:

“Her önüne gelen fotoğrafçı oldu”

“Her önüne gelen gitarist oldu”

“Her önüne gelen kısa film çekiyor”

“Her önüne gelen şarkıcı oldu”

“Her önüne gelen şair oldu”

Şart olmasa da bahsedilen söz öbeğinin anlatılmak isteneni tam olarak karşılamıyor olmasının altının çizilmesi iyi olur. Gerçekten her önüne gelen elinde fotoğraf makinesi ya da bin liranın altında bir hd kamerayla dolaşıyor olsaydı, inanıyorum ki bu ülke yaşamak için daha güzel bir ülke, bu dünya da yaşamak için daha güzel bir dünya olurdu. Burada genelde iğrenç espriler üretenlerin yaptığını yapıp, bir söz öbeğini kelimesi kelimesine alarak kast edilen -ve insanların o laftan anladıkları- oymuş gibi konuştuğum düşünülebilir. Öyle bir niyetim yok, “her önüne gelen” diyenlerin neyi kast ettiğini biliyorum. Ama yine de, bu tabirin gerçeklerden çok, insanların tahammül edemediklerini fark etme ve onların üzerine yoğunlaşma konusunda ne kadar başarılı olduklarını gösterdiğini düşünüyorum.

Herhangi bir insanın, zamanını daha verimli şekillerde değerlendirebilecekken neden her önüne gelen ile uğraştığını anlamak güç. Her önüne gelenin kendisine ne gibi zararları olabileceğini anlamak da. Ama en şaşırtıcı -ve sinir bozucu- olanı; bu insanların, kendilerini kimin hangi sanat dalı ile uğraşabileceğine karar verebilecekleri bir pozisyonda görüyor olmaları. Tabii ki hepsi de düşünerek böyle bir karar almamış olabilirler, ama verdikleri tepkiler ve yaptıkları yorumların bu yönde olduğu düşünülürse, gerisinin fazla bir önemi yok.

Şuna dikkat etmek gerekiyor: “Her önüne gelen” demek, bir eleştiri değildir. Ön yargı olduğu söylenebilir, ötekileştirme olduğu söylenebilir, tahammülsüzlük olduğu söylenebilir ama geçerli bir eleştiri olduğu söylenemez. Önünüzde gitar çalan on tane insan varsa ve hepsini tek tek dinleyip nerede ne yanlışlarının olduğunu söyleyebilirseniz, bir eleştiri yapmış olursunuz. Ama “her önüne gelen gitarist olmuş” deyip geçerseniz, söylediğinizin ne bir anlamı, ne de bir faydası vardır. Hatta zararı olabileceğini söylemek abartmak olmaz. İnsanların ne kadar hassas olabileceklerini düşünün. Şimdi o insanların cesaretlerini toplayıp “her önüne gelen”in temelsiz ve acımasız eleştirilere maruz kalabildiği bir ortamda daha önce denemedikleri -ve kendilerine henüz pek güvenmedikleri- bir konuda bir çalışma yaptıklarını düşünün. Ne kadar iyi olduğunun fazla önemi yok. Yaratıcılık, beceri, yetkinlik -özellikle sanat dallarından bahsediyorsak- zamanla gelişir. Yapıcılıktan uzak, saldırgan bir tutum insanların belki de zamanla çok iyi olacakları bir alanda bir adım daha atmalarını engelleyebilir.

“Daha iyi, dünyadan bir tane daha kötü şair eksilmiş olur”

Bir çok insanın bu düşüncede olduğundan eminim. Bahsettikleri kişilerin kapasiteleri hakkında tamamen haklı olsalardı bile, bu, söylediklerini mantıklı ya da kabul edilebilir kılmazdı. Şimdi “her önüne gelen”in gerçekten de son derece kabiliyetsiz, zevksiz, estetikten nasibini almamış insanlar olduğunu ve ne olursa olsun hep öyle kalacaklarını varsayalım. Bu, istedikleri ve kendilerini mutlu eden işlerle uğraşmaları için bir engel olabilir mi? Peki ya bir işte iyi olmamak, onu yaparken zevk almaya engel midir? Eğer değilse, bu tahammülsüzlüğü haklı çıkaran şey nedir?

Bahsedilen işleri hakkını vererek yapan kişilerin, bu işleri başka amaçlarla yapan insanlara ya da daha yiyecek onlarca fırın ekmeği olmasına rağmen kendini bir alanda birden usta ilan edenlere karşı duyduğu bir tahammülsüzlükten de söz edilebilir. Nispeten daha anlaşılır olsa da, bu iki durum için de bir sorum var: Daha başlangıç seviyesinde olan, bir haftadır fotoğraf çeken ama buna rağmen kendini yılların profesyonel fotoğrafçısıymış gibi göstermeye çalışan birisi olsun. Ya da sırf birisine yalakalık yapmak için onunla aynı hobiyi paylaşıyormuş gibi yapan bir insan. Hatta arttırıyorum, bu ikisi aynı kişi olsun. Bu insanın, yıllarını bu işe vermiş, belli bir seviyenin üzerinde olan, gerçekten kaliteli işler çıkartan usta bir fotoğrafçıya ne gibi bir zararı vardır? Hatta bir şekilde bir etkisi olacaksa, bu olumlu bir etki olmaz mı? Gerçekten kaliteli işler yapan birisinin yaptıkları, etrafta ne kadar kalitesiz iş olursa o kadar parlamaz mı? Etraftaki amatörler, bir işte usta olan birisinin ustalığını göstermesi için bir engel teşkil eder mi?

“Hiçbir şeyi beğenemiyoruz” klişesini kullanmak istemiyorum. Ama bazı durumlar gerçekten bunu gerekli kılıyor. Şunları çok duymuşsunuzdur: “Gençler avareHaytalar gibi dolanıyorlarSerserilik yapıyorlarBir işle uğraştıkları yok

Aynı gençler sanat ile uğraşmak istediklerinde ne oluyor?

“Her önüne gelen sanat ile uğraşıyor!”

 

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlarınız: