Eğer…

Yazan: Perşembe, Ağustos 13, 2015 0 , , , Permalink 0

İnsan içindeyken birden ter kokuyor olabileceğinizden endişelenip, hızlı bir şekilde anlamak için omzunuzun arkasını kaşır gibi yapıp kimseye çaktırmadan derin bir nefes alıyorsanız, kredi kartınız ile ödeme yaparken kasiyere “şifrenizi şuraya girin” dedirtmeden şifrenizi hızlı bir şekilde girebilmek için hazır bekliyorsanız, dolmuşun en arkasındayken şoföre “müsait bir yerde” demeden önce sesinizi duyuramayıp rezil olma korkusu yaşıyorsanız, çıkarken iyi günler ya da iyi akşamlar dilediğiniz bakkal size karşılık vermediğinde sinirleniyorsanız ve aklınızdan “bende kabahat senin gibi….” gibisinden bir cümle geçiyorsa, para çekmek için bankamatiğe gittiğinizde önünüzdeki adam/kadın -ama genelde yaşlı birisi- bir hesaba yatırmak üzere cüzdanından para çıkartıp düzeltmeye başladığında ömrünüzden yıllar geçiyormuş gibi hissediyorsanız, kalabalık bir ortamda muhabbet esnasında bir dizi kahkahayla karşılanacağından emin olduğunuz, kitaplara geçmeye layık son derece zekice bir espri yaparken diliniz üst üste iki kere sürçüp sizi kıpkırmızı bırakıyorsa ve yine de gülen insanların esprinin gerçek potansiyelini gördüklerinden mi yoksa size acıdıklarından mı güldüklerine emin olamayıp kendi kendinizi yiyorsanız, yolda uzakta tanıdığınız birini tam birbirinizi geçme anında görüp o anın şaşkınlığıyla arkanıza da dönemeyip yürümeye devam ettiğinizde ne kadar ayıp etmiş olabileceğinize canınız sıkılıyorsa, kredi kartınız ile bir şey almaya gitmeden önce limitin yeterli olduğunu gayet iyi bilmenize rağmen “bir de yetersiz limit deyip beni rezil ederse” düşüncesiyle her ihtimale karşı nakit de çekiyorsanız, sınavdan kaç beklediğiniz sorulduğunda yüksek bir sayı söylemeye utanıyorsanız, uzak akrabalarınıza yapacağınız başın sağ olsun ya da iyi bayramlar aramaları öncesi telefonu çevirene kadar nasıl konuşacağım diye bin bir takla atıyorsanız, çoğunun yeni tanıştığınız insanlardan oluştuğu bir toplulukta muhabbet esnasında sürekli sessiz kalıyor, dakikalar ilerledikçe bu yüzden gitgide daha çok geriliyor ve kimsenin pişkin bir şekilde “ee sen hiç konuşmadın ya” gibi zekice bir gözlemde bulunmaması için dua ediyorsanız, tek başınıza sinemaya gitmek sizin için topluluk önünde konuşma yapmak gibi bir şeyse, sizden yaşça büyük birisi eve paket servis ile yemek getirdiğinde “bahşiş versem mi vermesem mi? Ayıp olur mu?” gibi sorular ile canınızı sıkıyorsanız…

Büyük ihtimalle boku yediniz. Her sene düzenli olarak kanser taramaları yaptırmanızda fayda var…