Tatlı rüyalar gerçekten de tatlı mı?

Pek değil…

Birisine tatlı rüyalar dilemenin aslında onun için kötü bir şey temenni etmek olabileceği hiç aklınıza geldi mi? Herhalde gelmemiştir çünkü büyük ihtimalle benim aksime işi gücü ve dolayısıyla düşünecek daha önemli şeyleri olan insanlarsınızdır. Yine de bir şekilde kader -ya da internet bağlantınız- sizi buraya getirdiyse, en azından şu an için yapacak daha iyi bir işim olmadığından size biraz tatlı rüyalardan bahsetmek istiyorum.

Birisinin tatlı, güzel ya da mutlu rüyalar değil, gerçekçi kabuslar görmesinin onun için çok daha iyi olduğunu ve dileklerinizi bu gerçeği göz önünde bulundurarak dilemeniz gerektiğini düşünüyorum.

Neden mi?

Tanıştığımıza memnun olmadım, görüşmeyelim

Yazan: Perşembe, Kasım 20, 2014 2 , , , , Permalink 2

Birini yıllardır, diğerini ise saniyelerdir tanıdığımız insanlara söylediğimiz, genelde bir gülümseme ile birlikte gelen ve her ne kadar samimi görünseler de aslında son derece samimiyetsiz olan iki sözden bahsetmek istiyorum:

Görüşelim.” ve “Tanıştığımıza memnun oldum.

“Aşk mı para mı?” sorusu üzerine

Yazan: Perşembe, Kasım 13, 2014 0 , , , Permalink 0

Yıllardır dünyadaki en saçma sorular listesinde “Issız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?”  ile birlikte zirveye oynayan “Aşk mı para mı?” sorusu, günümüzde hala fazla düşünmeden sorulmaya ve yine fazla düşünmeden cevaplanmaya devam ediyor. Zaten düşünüyor olsaydık büyük ihtimalle soracağımız soru da “Aşk mı para mı?” olmazdı.

Evrende bir yerlerde bir uzay aracının varoluş tarihinde ilk kez bir kuyruklu yıldızın üzerine iniş yaptığı şu saatlerde benim derdim de keşke bu saçma soru olmasaydı ama, söylenmesi gerekenleri de söylemek lazım.

“Aşk mı para mı?” sorusuna verilen cevaplar genelde çocukken/gençken “Aşk”  ile başlayıp, hayatımıza sokması bir sevgiliden daha kolay, ama çıkarması çok daha zor olan kredi kartı borçları ve faturaların aklımızı bolca meşgul ettiği yetişkinlik yıllarımızda “Para”ya dönüşür. Ama nedense şunu sormayız:

Aşk mı para mı?” ne demek? Bu soru ne anlama geliyor?

Kitap okumaya zaman bulamayanlara 5 öneri

Yazan: Pazartesi, Kasım 10, 2014 0 , Permalink 0

Okumaya zaman bulamayanlara yardımcı olmak amacıyla, yine okunması gereken bir yazı yazmak ilk bakışta paradoksal görünebilir. Tamam, belki ikinci bakışta da öyle görünüyor ama kitap okumanın diğer okuma eylemlerinden ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle de internetten yapılan okumalardan. Sonuçta günümüzde internetteki birçok içerik, uzun süre okumaktan pek hoşlanmadığımız gerçeği göz önünde bulundurularak az kelime, bol resim ve gereksiz bir listeleme eğilimi ile oluşturuluyor. Her şeyi listeliyoruz, ve her sayı ile liste yapıyoruz. Eskiden bir yılın en iyi on filminden bahsederken şimdilerde filmlerde hafızasını kaybeden en çekici sekiz kadın karakterle ilgili bir yazıyı okuyabiliyoruz. Çünkü okunacak şey kısa ve net olduğu zaman daha çok ilgimizi çekiyor.

Ben de buradan yola çıkarak; kitap okumak isteyen, ama günlük hayatın yüksek temposu ve stresinden okumaya bir türlü fırsat bulamayan insanlar için bir liste yaptım. İşte okumanıza yardımcı olacak beş öneri:

İstikrarlı unutkanlar için hayatta kalma rehberi

Yazan: Pazar, Kasım 9, 2014 0 , , , Permalink 0

Unutkanlık, insanoğlu olarak tarih sahnesine ilk adımlarımızı attığımız zamanlardan beri yaşadığımız bir sıkıntı. İki milyon yıllık evrim sürecinin bile bu sorunu ortadan kaldıramadığını düşünürsek, yaşadığımız müddetçe unutkanlıkla baş etmek zorunda olacağımızı söyleyebiliriz. Bu durum herkes için çok büyük bir problem olmasa da, bazıları için unutkanlık arada bir yaşanan “Tüh!” anları ile sınırlı kalmayıp, başlı başına bir yaşam biçimine dönüşebiliyor.

Kendimi de rahatlıkla bu “bazıları” dediğim, sürekli doğum günlerini, randevuları, yapılacak işleri unutan grubun arasında görüyorum ve tecrübeli bir üyeleri olarak kendilerine hayatlarını kolaylaştıracak bazı tavsiyeler vermek istiyorum.

Merak etmeyin. Bulmaca çözmenizi, zihin egzersizleri yapmanızı, matematik problemleriyle uğraşmanızı ya da daha çok kitap okumanızı söylemeyeceğim. Kimsenin böyle saçmalıklarla kaybedecek vakti yok. Onun yerine, size gerçekten yardımcı olabilecek şeylerden bahsedeceğim:

Yalan söylemek, laf çarpıtmak, üste çıkmak ve çamura yatmak gibi.

Can sıkan insanlar birliği

Yazan: Pazartesi, Kasım 3, 2014 0 , , , , Permalink 0

Kendimi tehlikeye atıp, ülkemizde uzun yıllardır faaliyet gösteren ve yıllardır gücüne güç, hayatlarımıza da sıkıntı katan bir örgütten bahsedeceğim.

İyi gözlemcilerin başlıktan da çıkartabileceği gibi örgütün adı Can Sıkan İnsanlar Birliği.

Kendileri yıllardır sizin benim gibi normal insanların normal hayatlarını çekilmez kılmak için durmak bilmeden çalışıyorlar. Her meslek, yaş ve cinsiyetten çok sayıda üyeleri var, tatil yapmıyorlar ve günün her saati her yerde olabilirler. Onları en tehlikeli kılan şey ise, yasa dışı bir şey yapmıyor olmaları. Eylemleri, yasa dışı olan birçok hareketten daha rahatsız edici de olsa, kanunlardaki boşluklar sayesinde her yaptıkları yanlarına kalıyor ve ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşmaya devam ediyorlar. Ama artık bir şeylerin değişmesi lazım. Umarım örgütün en önemli elemanlarını deşifre edeceğim bu yazı, bu yolda ilk adım olur.

İşte örgütün elebaşları:

Olabilir…Olmayabilir de

“Olabilir”  ilginç bir kelime değil mi?

Doğru, neredeyse her gün kullandığımız bu sekiz harfli dört heceli kelime ilk bakışta pek ilginç görünmüyor. Fakat kelimeleri dış görünüşleri ile değerlendirmemeliyiz diye düşünüyorum.

Dilimizde benzer özelliğe sahip kaç kelime var bilmiyorum ama “Olabilir”  ve eklendiği fiiller(…bilir), üzerinde düşünmeye değer bir durum ortaya çıkarıyor:

Bir kelimenin, zıt anlamlısıyla eş anlamlı olması.